11 Temmuz 2009 Cumartesi

HATIRLADIKLARIM UNUTMADIKLARIMDIR (2)



Amanos dağı harika bir manzara olarak duruyordu kanatlı caddesinin arkasında. Kimse görünmeden geçemezdi bakkal dükkanımızın önünden...
Bir müşteri gelsin; "bir Bafra sigarası ile bir kutu kibrit ver" desin, diye beklerdik saatlerce...
Ya da beş kilo üzüm alan bir müşteri olursa bayram ederdik...
Babamın olmadığı zamanda sattığım mallar O'na sevdirir diye sevinirdim saatlerce...
İşte geliyor Ahmet Donat amca !... Onun gelişi demek her şeyin iki kat satışı demek... Kulaktan dolma duymuştuk iki evi vardı...
Üzüm ver dese On kilo.. sandığın alt tahtasının görünmesi ne kadar güzel... daha neler ister neler.. karpuz büyüğünden iki tane, toz şeker, deterjan, varlıklıydı yani...
Birden bana dönerek dedi ki; " Oğul bizde bir ata sözü var. Kötü mide iyi tayını (Yiyecek) kaldırmaz !!! kusar gider !!!..
Duymuş üzüntü verici bir olay olduğunu...
İnsanın kendisinin başkası tarafından anlaşıldığını anlamak kadar anlamlı bir şey olmasa gerek....
Konuştuğun zaman, ya güzel konuş, ya da sus....
İşte böyle cennet mekan Ahmet Donat Amca... Haa!!! Ahmet Donat amca kimdir bilirmisiniz ? Kırıkhan'ın arap köylerinden olan Muratpaşa Köyünün sevilenlerinden onurlu, yürürken mütevazi ama vakur, heybetli ve hatırı sayılır adam gibi adam, rahmetli babamın arkadaşlarındandı ....
Halen kulaklarımda sözü; "Kötü mide iyi tayını kaldırmazmış.."

29 Haziran 2009 Pazartesi

ART TERAPİ 2. (SANAT VE PSİKOLOJİ)


Terapi sürecinde sanat yapılabildiği ya da yaptırılabildiği gibi, sanat sürecinde de terapi yapılabilir ya da yaptırılabilir. Terapide amaç; ruhsal ünitenin bir parçası, hem de önemli bir parçası olan düşüncenin kontrol altına alınmasıdır. Düşüncenin kontrol altına alınmasının çeşitli yolları vardır. En basit yaklaşım olarak, güzel şeylere bakmak, güzel şeyleri dinlemek, güzel şeyleri söylemektir. Onun için Said Nursi” Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.” Demektedir. Bu anlayış insana; daha sonraki terapi sürecinde başka kazanımlar elde etmesine yol açacaktır. Bu kazanımlardan bir tanesi, düşünceyi kontrol altına almayı kontrol edebilmektir. O zaman bu terapi sürecinde insan kendisine ototelkin yolu ile şöyle dedirtecektir; “Güzel düşünen güzel görür, güzel gören hayatından haz duymasını öğrenir”… Burada güzel, sanattır. Sanat güzel ‘dir. Her iki olgunun da insan psikolojisindeki yeri; hayatın tamamı olmasa da önemli bir bölümünü kapsayacak ya da kuşatacak kadar etkisi vardır.
Güzel ile korkunç arasındaki fark, cennet ile cehennem arasındaki fark kadardır. Ama sanırım O büyük irade sahibi, iki gerçeği de dünyada insanlara göstermediği için, ne cennete sevdalananlara, ne de cehennemden korkanlara rastlıyoruz.
Art terapide amaç; sanat yapmak yanında, sanat yolu ile ruhsal tedavi yapmaktır. Sonuç profesyonel olmasa da, spontane sanat etkinliği olarak değerlendirilebilir.
Tablo yüzeyi bir “gösteri merkezidir.” İnsanın sahip olduğu bir çok psikolojik özellikler somut olarak tablo yüzeyinde görünebilir, görülebilir, gösterilebilir. Çünkü tabloyu yapan insandır. Tabloyu tanımak insanı tanımaktır.
İnsan kendi ruh dünyasında kendini keşfe çalışır. Bu keşif süreci ya da serüveni zorlu ama zevkli geçer. Her yolculuğun olduğu gibi, bu keşif sürecinin de bir başlangıcı, gelişim süreci ve sonu vardır. Aslında bu terapi sürecinin önemli noktası insanın ne istediğinin net olarak anlaşılamasıdır. Bir anlamak isteyen, bir anlaşılmak isteyen vardır. Yani art terapi yolculuğu iki kişiyi gerektir. Sanat terapi sürecinde, anlamak ve anlaşılmak olgusunun yardımcı unsurudur. Terapi, zihinsel ve duygusal bozukluk gösteren bireylerde daha sağlıklı bir ruhsal denge sağlamak amacı güder. Ve bu süreçte danışan ve Artterapist arasında düşünce ve duygu alışverişi kurulur. Bu alışverişin kurulduğu süreç hem bir bilimsel süreçtir çünkü kendi içinde sistemi vardır hem de sanattır çünkü yaratıcılık ve zekâ gerektirir. Acaba benim terapiye ihtiyacım var mı sorusunu sorabilen insanların çok açık bir şekilde terapiye ihtiyaçları vardır. Gerçekte her insanın terapiye ihtiyacı vardır. Bu anlayıştan yola çıkılırsa benim terapiye ihtiyacım yok diyen insanın da terapiye ihtiyacı vardır. Her insan mutlu olmak ister. Mutlu olmak isteyen her insanında terapiye ihtiyacı vardır. Sadece dert ve sıkıntılardan kurtulmak için terapiye ihtiyaç duyulmaz.
Hayatın dağdağası içinde, günlük yaşam sorunlarıyla başa çıkmada güçlük yaşanıyorsa, bir arttreapiste ihtiyacı var demektir. Daha önce çok rahat yapabildiği sıradan şeyleri bile artık yaparken daha fazla güç harcıyorsa, kendisine karşı ve diğerlerine karşı tolere gücü düşmeye başlamışsa, bir arttreapiste ihtiyacı var demektir. Hayata ve olaylara daha karamsar bakıyorsa, içsel sorgulamaları ve çatışmaları; yaşama dair korkuları artmışsa ve mutsuzsa, işte o zaman kendisine kılavuzluk eden bir arttreapiste ihtiyacı var demektir.
Art terapi hem sohbet hem de uygulamadır. Art terapi bir kuşun iki kanadı gibidir. Elektrik güç kaynağını oluşturan Anot-Katot misali gibidir. Bu ikili güçlerle insan güç kazanır ruh sağlığına kavuşmanın olduğu kadar ruh sağlığını korumanın yollarından birini bulur. Art terapi hem bilişsel bir süreç hem de yaratıcılık ve zeka gerektiren bir süreçtir. Bilimsel ve sanatsal süreç art terapinin varlık nedenini oluşturmaktadır. Bu mantık bilimi sanatsal bir uygulama ile sunarken, sanatbilim disiplini ile psikodünyasına göndermelerde bulunur.
Art terapi karşılıklı sohbet etmektir. Ancak bu sohbet kuru, temelsiz bir karşılıklı konuşmadan ibaret değildir. Bir akıl verme de değildir. Burada yol göstericilik gibi bir amaç da söz konusu değildir. Bir pedagojik birikim paylaşımıdır. Pedagoji, bilgi birikiminin paylaşım biçimini bilerek kişilik gelişimine katkıda bulunmaktır. İnsan paylaşmaya açık ise; ona destek ve yardım edilebilir.
Başarı ya da en azından istenen sonuca götüren yollar her zaman düz olmayabilir. Yolda çakıllar, tümsekler, tepeler, dağlar olabilir. Bunun farkında olmak, gerekirse yardım talep etmek gerçekte insan olmanın gereğidir. Bunu kabul etmek zorlukların üstesinden gelemenin ipuçlarını yakalamaktır.
Art terapist yaratıcıdır, sırdaştır, hümanisttir, inançlıdır. Art terapistin sezgileri güçlüdür. Bu özelliklerinden dolayı karşılaşılan olumsuzlukları direkt dillendirmez. Modellemelerle anlatır. Farkındalıkları belli etmeden izler. Sorunları gözlemler ve çözüm yolları arar. Gelişim ve değişimleri en azından hafızada kayıt altına alır. Bu kayıtlar doğrultusunda art terapist de bilimsel esaslara göre yol haritasını belirler.


Prof. Ahmet ATAN

28 Haziran 2009 Pazar

HATIRLADIKLARIM UNUTMADIKLARIMDIR...

Foto: A.Atan

Oyundan yorulup acıktığımda koşarak annemden üzerine sürülmüş domates salçalı ekmek isterdim. Herkes sevdiği için yemeğe çalışırdım ama kahvaltılık yağ sürülmüş ekmeğin üzerine biraz toz şeker dökülenini daha çok severek yerdim. Bilirdim annem evdedir. Zayıf bir kapı mandalı kiralık evimizin tek güvenlik tertibatıydı. Kapımız her zaman ve herkese açık. Avlulu evimiz bizim biricik dünyamız.
Arkadan düğmeli okul önlüğümü hersabah ve okul çıkışı annem ilikler, çözerdi.
Çamaşırları yıkayıp kurulayıp kamıştan seleye koyarken yanında otururdum.
Birgün sordu bana; “Kimden korkarsın, kimden korkmazsın?..
Yiğitlik bu ya; düşünmeden cevap verdim. Hiç kimseden korkmam!!!”
Anam bu defa kendisi korktu. Öyle deme oğul dedi.
Ben de beni öveceğini zannetmiştim.
Peki anne ne yapmalıyım ki?
Annem dedi; Allah'tan Kork!!!..
Peki anne dedim.
Artık Sadece Allahtan Korkuyorum.. Başka hiç kimseden korkmuyorum….
Yıllar sonra anladım ki; Bir Allahtan korkmak, kainata meydan okumaktır…

ÖZ'ÜN SÖZ'Ü

Foto-Grafik: A.Atan
.
BiR TuTsAKLıK,
.
BiN ÖzGüRLüK
.
SAKLAR BAĞRıNDA.
a.a.

25 Haziran 2009 Perşembe

ATEŞ KAĞIDI (Şiir)

Foto:Ahmet ATAN. Eyüp Sutan-İstanbul

Oturup bakarken balkondan,
Bir kuş geçti karşımdan,
Seyrettim kanat çırpışlarını,
Neler geçti aklımdan,
Kirletilmemiş günde,
Daha güneş doğmamıştı sabahıma,
Kim bilir,

Bilen bilir,
Bu gün neler çıkacak bahtıma.

Biliyorum dostun dostu dosttur,

Her an yanıbaşımda,
Fısıldıyor kalbime,

Kulağıma sessizce, yok "yok" sana,
Ne cennet sevdası ne cehennem korkusu,
Baksana,
Hak diyor altı yönden gelen seste,

"Ateş kağıdını" yaksana.

Gölgenin uzunluğu,

Güneşin alçaldığına delil,
Hak'sız dünya perişan,

İçindekiler zelil,
Kani Kainat O'nunla Cemil,
O'nunla Celil,
Kalp gözünü aç,
Öz'ünü Güzel'e çevir.

Ahmet ATAN

24 Haziran 2009 Çarşamba

ÇaĞdaş Sanatlar Galerisinde Sergi

Anadolu'dan bir kesit tablo çalışmam.

Gesam Üyeleri Karma Segisinden
.

Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (Gesam) üyeleri Karma Resim Heykel Sergisi Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Galerisinde ((C Galeri), Kennedy Cad. No: 4, Kavaklıdere/ANKARA) 23 haziran 2009 tarihinde saat 18.00 de açıldı. Kalabalık bir sanatsever katılımı ile gerçekleşen açılış oldukça coşkulu geçti. sergide şu sanatçılar yer aldı: 1. TOLGA AKALIN 2. TURGUT AKAN 3. AYSE AKBAY 4. DiLEK AKÇA 5. BURHAN ALKAR 6. OSMAN ALTINTAŞ 7. TULGUL ALTUNTAŞ 8. AYFER ALTUNTAŞ 9. SEHER AN 10. EMiNE ALEV ARISOY 11. GUZiN ARISOY 12. H.AYŞE ARKUN 13. ALI KILIÇ ARSEVENGiL 14. ASiYE ARSLAN 15. AYŞE ATALAR 16. AHMET ATAN 17. GULSEREN AYDIN 18. MAHPERi AYDOGAN 19. MAHMUT AYDOGAN 20. F.YASEMiN AYTEMiZ 21. GULER BAKIR 22. PERiHAN BAKSI 23. NEViN BARBAROS 24. MEHMET BAŞBUG 25. FATiH BAŞBUG 26. A.AYDIN BAYKARA 27. FATiH BAYRAKTAROGLU 28. MEHMET TUNAY BAZMAN 29. NECDET CAN 30. NEVZATCAN 31. TULAY CANTOSUN 32. BiRGiJL COŞKUN 33. ALi ASGAR ÇAKMAKCI 34. BiRSEN ÇEKEN 35. Ş.NEŞE ÇETiNTAŞ 36. SELMA DEMiR 37. A.FİGEN DERNELİ 38. ATTiLA DOL 39. HATiCE DURMAZ 40. FARUK ELHAN 41. İSA ELiRi 42. NAZLI ER 43. GULER ERBAŞ DiNÇER 44. NURTEN ERCAN COUDRAINS 45. NEVRUZ ERKEN 46. BAYRAM ERSOY 47. ARZU EŞ 48. HASAN EVRAN 49. MiNE GENCTURK 50. ERKAN GENiS 51. YELENA GUL 52. ÇiGDEM GOLER 53. NERiMAN GULER 54. OMER GUNDOGDU 55. NEJLA GUNEŞ 56. HiDAYET GURLEYEN 57. M.NACi HARMANCI 58. FATMA SULHiYE HOŞGOR 59. NiLUFER iNALTONG 60. SEDAT iŞÇi 61. MUAZZEZ KARAKULAK 62. AZiMET KARAMAN 63. MELTEM KATIRANCI 64. NEViN KAVLAKOGLU 65. MiYESER KELEKÇi 66. RAHiME KILIÇ 67. MACiDE KILICER 68. BADER KINAY 69. NADiDE SEMA KOC 70. ORHAN KOSE 71. ŞERiFE KUMCU 72. MUSTAFA KUMCU 73. NEViN KURULAR 74. AYSEL KUTLUER 75. NERiMAN KUÇUKBEYCAN 76. SEDA LiMAN 77. EROL MALCOK 78. BİLGE MAT 79. HAMDi MEHTER 80. MERAL OTAN 81. ŞERiFE YILDIZ OZKOK 82. EMiNE OZTURK 83. MAHMUT OZTURK 84. F.FiGEN RUTKAY 85. HASAN RUZGAR 86. SUNA SANiN 87. NURAN SAY 88. SAVAŞ SİMİTLİ 89. MEDiHA SOZER 90. GUNSELi SUKAS 91. AYNUR ŞAHiN 92. PERHAN ŞAHiN 93. SALİHA ŞATIR 94. HULYA ŞIMŞEK 95. DEMET ŞiMŞEK 96. A.MUGE ŞİRIN 97. B.TANZER TAVŞANOGLU 98. AYŞE TOGRUL 99. MAKBULE TOPCUOGLU 100. GULiN TUNCER ALKIŞ 101.MUKERREM TURHAN 102.YUNUS USLU 103.SAADET UÇEM 104.EMEL GULÇiN ULKER 105.GULTEN UNAL106. NECMETTiN YAĞCI1 07.A.HAMiT YALÇIN1 08.AKiDE YAMAN 109. FiKRi YAVRU 110. GONCA YAYAN 111.MUSA YERTUT 112. MELiHA YILMAZ

Sergi 28 Haziran 2009 tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

23 Haziran 2009 Salı

ART TERAPİ 1. (SANAT VE PSİKOLOJİ)

Foto: A.Atan
.



Sanat ve psikoloji, birbirini tanımlayan ve tamamlayan iki kavramdır. Sanat, tasarım aşamasında biçimini bulmamış bir olgu olarak ruh âleminde belirmeye başlar. Sanat, insanın psikodünyasının dışa vurumudur. Düşünce, duygu, sevgi, nefret bu psikodünyanın birer elementleridir.
İnsan her durumda kendisinin bir şekilde anlaşılmasını ister. Ya da İnsan Bir şekilde başkalarına kendisini anlatmak ister. Sanat, insanın kendisini anlatma yollarından biridir. İşte burada “kendisi” kavramı ruhsal bir olgudur. Zaten sanat insan ruhunun madde üzerindeki yansımasıdır. Ses, resim, heykel ve mimari uygulamaları ruhsal tercihlerin ürünleridir.
Eserini ortaya koyan sanatçının psikolojisi kadar, o eserin muhatabı olan izleyicinin algılama psikolojisi de Sanat Psikoloji ekseninde yerini alır.
S. Freud (1856-1939), Psikoanalitik disiplin alanı içerisinde sanatçıları, onların ortaya koydukları eserleri üzerinde eleştirel araştırmalar ve tartışmalar yaparak inceler. Psikoanalist görüş, izlenim, rüyalar, sevinç, bilinç, fantazya, ütopya, imajinasyon, dikkat problemleri üzerinde yoğunlaşır. Duygu ve düşünce, saplantı gibi sorunlarla birlikte sanata eğilen bu akım, sanattaki üslûp sorunundan çok, bilinçaltını açıklayan temalarla ilgilenir. Ya da bilinçaltını anlamaya çalışır.
Freud’un başını çektiği Psikoanalist ekole göre, sanat eserinin; istekleri, hayalleri, bastırılmak istenen duyguları, bir başka plânda dile getirdiği düşünülmektedir. Psikolojik verilerin, sanatçı hakkında bilgi verdikleri, sanat eserinin bildirisini açıklamaya yardım ettikleri bir gerçektir. Bunda birinci amaç sanat esrinin kaliteye yönelik değerini araştırmaktan çok, sanat yolu ile insan ruhunun bilinmezlerini keşfe çıkmaktır.
Psikolojik yaklaşımın ikinci sorunu “algı” olayıdır. Bu olayı başlı başına ele alan psikoloji alanı “Gestalt” okulu olarak bilinmektedir. Algılama işlemi, çevredeki eşya ve olayların bünyeleşmiş bütünler halinde kavranmasını sağlayan psikolojik bir olgudur. Bununla, bir şeyi, bir nesneyi (rengini, hacmini, boyutlarını) duymaktan dolayı zihnimizde bir iz meydana gelir. Sanatçının tabiatı anlamaktaki yeteneği, bilincindeki bazı tasarımların yerleşmesiyle gerçekleşir.
Plâstik sanatlarda görme, gözle bir şeylerin varlığını duyma, işin en önemli yanıdır. İnsan, estetik faaliyeti geliştikçe eşyalar, varlıklar ve simgeler dünyasında yaşamaya başlar. Beş duyudan biri olan gözün kapsadığı duyumlar aydınlık, karanlık, renkler, hacimler, biçimler, uzaklıklar gibi en temel kavramlarını, zihnin estetik perspektifi içine alır. Bu kavramlardan oluşan bir konuyu, sanatçı kafasında oluşturamamışsa, yani sanatçı bir konuyu tam anlamıyla incelememişse, konuyu kâğıt üzerine ne kadar güzel çizerse çizsin, çizim göze ne kadar hoş görünürse görünsün, obje ya da model sağlam algılanmadığından ortaya sağlıklı bir desen çıkmaz. Bu nedenle Klee der ki; “önemli olan görüntü değil, görünen görüntünün arkasındaki görünmeyen gerçeği görebilmektir.”
Yaratıcılık, daha başlangıçta, sanat konusu olmazdan önce, insanoğlunun psişik yapısıyla gerçekleşen bir işlemdir. Yalnız figürlü sanat konuları değil, en soyut yaratmalar bile, daha önce görüntüsü ve biçimleri mevcut olan malzemeye dayanmaktadır. Seyircinin de algılama işlemi, çevredeki eşya ve olayların, bünyeleşmiş bütünler halinde kavranmasını sağlayan psikolojik bir olaydır. İnsan gözü çevresindeki olay ve eşyaları algılarken, her zaman fotoğraf makinesi gibi çalışmaz. Özellikle büyük sanat eserleri; yalın bir uyarıcı olmaktan çok, karmaşık ve kavranması zor, değişik sembollerle zenginleştirilmiş ürünlerdir. Eserde beliren kültür faktörünün ağırlığı, izleyici tarafından çözümlenirken; tabiattaki modele nelerin eklendiği, nelerin abartıldığı veya vurgulandığı dikkatle ele alınmalıdır. Çünkü, eser, seyirci tarafından biçimi aracılığı ile algılanır. Bu durumda, sanatçıyla seyirci arasındaki titreşimin açıklanabilmesi, bir bakıma, algılanmakta olan konu ile ona katılan kültürel unsurların belirleyiciliği arasındaki salınımda ve ilişkide düğümlenmektedir. Hangi çağda olursa olsun, sanatçı da, seyirci de bir görme ve idrak etme eylemine girer. Bu bakımdan algı kavramı ve ona eklenen unsurlar, sanat psikolojisinin önemli sorunları arasındadır.
Nietzsche der ki: "Her duyu ebedileşmek ister." Sanat duyusunda da bir devam arzusu vardır. Gerçekte psikoloji sanatın başlangıç noktası olarak kabul edilebilir. Psikolojiyi sanat yolu ile açıklamak mümkün olabildiği gibi, sanatı da psikolojik yoldan çözümleyebiliriz.

Prof. Ahmet ATAN